Yenidoğan Hypoglisemisi

Yenidoğan Hypoglisemisi.

Hipoglisemi, yenidoğanın en sık görülen metabolik sorunudur. Yenidoğanların enerji gereksinimi, büyük çocuklara göre 2-3 kat daha fazla iken enerji üretiminde yer alan enzim sistemlerinin ve substratların  yetersiz olması dolayısıyla, bu dönemde hipoglisemiye yatkınlık fazladır. Hipoglisemi sıklığı yaklaşık 1000 canlı doğumda 5 olarak bildirilmekte, çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde bu oran %15 seviyelerine kadar çıkmaktadır. Literatürde hipoglisemi sınırları konusunda tam bir görüş birliği yoktur.  Genel olarak, birçok yazar kan/plazma glukozunun postnatal ilk birkaç saatin ardından 45 mg/dl nin üstünde  olmasını vurgulamışsa da bu değerin altında her zaman kalıcı hipoglisemik beyin hasarı olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.


En sık görülen belirtiler şunlardır:

  • Titreme.
  • Terleme.
  • Cilt ve dudaklarda morarma (siyanoz) veya cildin soluk görünmesi.
  • Nefesin durması (apne), hızlı solunum veya inleme şeklinde soluma.
  • Düşük vücut ısısı (hipotermi).
  • Gevşek kaslar (düşük kas tonusu).
  • Beslenmeye ilgi göstermeme veya beslenememe.
  • Hareket ve enerji azlığı (letarji).
  • Nöbetler.
  • Zayıf veya tiz (ince) ağlama.

Teşhis basit bir kan testi ile konur. 

Şiddetli hipoglisemi beyin hasarına yol açabilir ve yaşamı tehdit edebilir. Ancak hafif hipogliseminin sonuçları daha az nettir ve hem hafif hem de şiddetli hipogliseminin tanımları geniş ölçüde farklılık göstermektedir.

Bebeklerin %30’una kadarı yaygın olarak kabul edilen risk kategorilerine girmektedir; bu durum, neonatal hipoglisemiyi ilk resüsitasyondan sonra yenidoğanlarda tıbbi müdahalenin en sık nedenlerinden biri haline getirmektedir.

Neonatal hipoglisemi için tarama ve tedavinin temel amacı beyin hasarını önlemektir. Düşük kalitedeki kanıtlar, şiddetli ve uzun süreli hipogliseminin ciddi hasara ve hatta ölüme yol açabileceğini düşündürmektedir; ancak birçok bebekte sonuçları etkilemiş olabilecek eşlik eden hastalıklar da bulunmaktadır.


Yenidoğanda Hipoglisemi ve Beyin Hasarı

Yenidoğanda Hipoglisemi ve Beyin Hasarı

Şiddetli veya uzun süreli neonatal hipoglisemi (NH), iskemik ve atrofik beyin hasarına yol açabilir ve hem serebral korteksi hem de altta yatan beyaz cevheri etkileyebilir.

NH ile ilişkili beyin hasarının özellikle oksipital bölge ve paryetal lobun arka kısımlarını tercih ettiği görülmektedir. Görsel beyin alanları oksipital lobda yoğunlaşmıştır. Her ikisi de görmeden sorumlu beyin loblarıdır. Bu nedenle çocuklarda bilişsel görme bozuklukları, görme alan kayıpları görülür. NH nın kortikal ve görme yollarının bütünlüğüne direkt ve özgül etkisi karışıktır. Etkilenen bebeklerde sıklıkla eşlik eden hipoksi-iskemi, intrauterin büyüme geriliği gibi durumlar bulunmaktadır. Bu durumların her ikisi de bağımsız olarak beyin hasarı ile ilişkilidir.

Posterior beyin bölgeleri görsel işlemlemede kritik rol oynadığından, neonatal hipoglisemi şu alanlarda sorunlara yol açabilir:

  • Görsel algı
  • Görsel bütünleştirme
  • Üst düzey görsel işlemleme NH sonrasında optik radyasyonlarda hasar bildirilmektedir ve bunun görsel işlemleme üzerinde belirgin etkileri vardır.

Yenidoğan hypoglisemisi erken dönemde gerçekleştiğinde beyin plastisitesi çok yüksek olduğundan, sağlam beyin dokusu, düşük ölçekli hasarları kompanse edebilir. Tedavide glukoz ve farmakolojik ajanlar etkilidir.


Kaynaklar:

Paudel N et al, Neonatal Hypoglycemia and Visual  Development; a review, Neonatology.2017;112(1):47-52, 

Chen Y-S, Ho C-H, Lin S-J, et al. Identifying additional risk factors for early asymptomatic neonatal hypoglycemia in term and late preterm babies. Pediatr Neonatol 2022;63:625–32

https:// neonatology .org . tr /uploads/content /tan%C4%B1-tedavi/yenidogan_hipoglisemi.pdf